Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
Siz İman etmedikçe cennete giremezsiniz.Birbirinizi sevmedikçede gerkeç mümin olamazsınız. size bir şey göstereyim mi ki, onu yapmadığınız zaman birbirinizi sevmiş olalamzsınız: Aranızda selamı yayın." ( Buhari )
Yüce dinimiz İslam, adabı muaşeret kurallarına çok büyük önem vermiştir. Bu kuralların başında da selamlaşma gelir. Selam, bir Müslümanın diğer Müslüman kardeşi hakkında iyi dilekte bulunması, ona dua etmesi olup( İbn-i Mace 1-480 ), saygı ve sevginin belirtisidir.
Selam aynı zamanda ’u Teala’nın isimlerindendir. Birbirini tanıyan insanlar, birbirine selam verip alınca, aralarında anlaşma ve kaynaşma sağlanmış olur. Bizim için selam, dostluğun, kardeşliğin karşısında sevgi ve saygı duymanın, mütevazı davranmanın ve insanları kazanmanın ilk basamağıdır. Yüce “Size biri selam verdiğinde ondan daha güzeli ile veya aynısı ile karşılık verin” buyurmaktadır.(Nisa, 86)
Bunun en güzel örneğini peygamber efendimiz (s.a.v) göstermiştir. O, birisine “Selamün Aleyküm” diye selam verildiği zaman on sevap kazanıldığını, selamdaki ifadeler arttıkça sevabında artacağını haber vermiştir.( Ebu Davud, Edep, 132; Tirmizi, İsti’zan )
Selamın en güzel ve en fazla sevap kazandıran sözlerini “esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh” olarak bildirmiştir. Buna karşılık cevabın da, ‘’ın rahmeti hepinizin üzerine olsun’ şeklinde olmasını tavsiye etmiştir.
Selam da bu hayırlı işlerden biridir. Bu sebeple önce davranan daha çok sevap kazanır. Çünkü o, Teala’nın adını daha önce anmış ve karşısındakine daha önce dua etmiş ve hayırlı bir ameli başlatmanın sevabını daha önce kazanmıştır. Bu konuda Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) insanların katında en değerlisi selama önce başlayandır. (Önce selam verendir) ( Ebu Davud, Edep, 133 ) buyurmuşlardır.
Selamlaşırken dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de selamlaşmanın adabına uymaktır. Araçta olan yürüyene, yürüyen oturana, sayıca az olan çok olana selam verir.( Buhari, İsti’zan, 56)
Ayrıca evlere girildiğinde güzel ve iyi bir dilekte bulunarak selam verilmesi( Nur, 61) tavsiye edilmiştir. Peygamber Efendimiz {s.a.v} “ Kendi ailenin yanına girdiğinde selam ver ki ; sana ve ev halkına bereket olsun( Tirmizi, İsti’zan, 10 ) buyurmuşlardır.
Hutbemi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.av)’in bir hadis-i şerifi ile bitirmek istiyorum. “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayın.”( Müslim, İman 13 )
Bir mektupla selam yazılmış olursa ya dil ile ve ya yazı ile "Vealeykesselam" denilir. Selama karşılık veremeyecek durumda olanlara selam vermek mekruhtur. Onun için yemek yiyene, Kur'an Okuyana Hutbe dinleyene, namaz kılana selam verilmemelidir. Verilirse, cevaplanması mutlaka gerekmez. İşlediği günahı açıkça söylenmekten çekinmeyen kimselere (fasık)lara selam vermek mekruhtur.
Sonuç: Selam verip almak, bir dostluk belirtisidir, sevgi alametidir. Fakat selam verirken aşağı doğru bükülmek mekruhtur. öyle ki, bazı alimlere göre, selam verirkek rukü haline yakın eğilmek, secde etmek etmek gibidir. Haratıklara saygı için yapılacak bir secde ise imana aykırıdır.
Elhamdulillah herşey acık ve orta'da !
Esselamün Aleyküm , azze ve celle'nin Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun, inşallah
Başlamak için en uygun zamanı beklersen, hiç başlamayabilirsin, şimdi başla!Şu anda bulunduğun yerden elindekilerle başla...
"Kalbinizi Unutmuşsunuz Bey Efendi Hanım Efendi, Kalbinizi!!!"
Unutkandır insan. En çok da kendini unutur. İnsan yanını yitirir. Sık sık kalbini düşürür göğsünden. Vicdanına temas etmeden geçirir bir ömrü. Gönlünün gönlünü etmeden getirir yarını. Şehrin gürültüsünde, telaşların yangınında, görsel kandırmaların kuytusunda, yüzüne serince değen, senden hiç yüz çevirmeyen, boş söz ve yalan söylemeyen, unuttuğun yanlarını hatırlayan, düşürdüğün kalbini yakana yeniden takan, çiçek kokulu bir pencere önünde bekleyen, yağmur sonraları ikindilerde sıcacık tebessümeyle koyup gelen bir dost içtenliğini...
...kim istemez?
Ateşli politik cepheleşmelerde, ezici küresel gündemlerde unuttuğumuz nedir? Gündelik telaşlarda, taraflılıklara indirgenen bakışlarda yitirdiğimiz kimdir? En acımasız siyasal rakiplerin birlikte ağladığı bir görüntü yok mudur ülkemizde? İri puntolu manşetlerin, kalın harfli köşe yazılarının kalıplarını kırıp da, savunmasız ve çıplak yanlarımıza aniden dokunuveren bir, bizi kol kola getiren, herkesi birlikte kucaklayan, kucaklatan bir ortak sevincimiz yok mudur? Yeryüzünün kavgalara boğulmuş, tarafgirliklere parsellenmiş acılı yüzünde, hele de bu ülkenin coğrafyasında, o kadar çok ortak sızımız var ki, ortak hazzımız var ki? Niye kavga ediyoruz? Neyi bölüşemiyoruz?
Siyasal etiketleri bir düşürsek yakamızdan. Sayısal etkilenmeleri bir kenara koyuversek... Ortak değerlerimize eğileceğiz hüzünle.. Ortak kaygılarımızın başında kucaklaşacağız umutla. İnsanın olduğu her yerde, insan özünün unutulmadığı her zeminde bir huzur umudu vardır, sevinçlerin gök mavisi saklıdır.
Hayat Kısa,
Kuralları Yık,
Kolay Affet,
Kalpten Sev,
Kahkahalara Boğul,
Ve Yüzünü Güldürmeyi Başaran Hiç Bir Şeye Sırtını Dönme...